Macron’un ittifakı salt çoğunluğu kaybetti: ‘Fransız halkı, ABD güdümlü siyasete tepki gösterdi’

Macron’un ittifakı salt çoğunluğu kaybetti: ‘Fransız halkı, ABD güdümlü siyasete tepki gösterdi’

Mayıs ayında 37 yıllık enflasyon rekorunun kırıldığı Fransa, bu sefer de 1986 yılının ardından tekrar hükümetin mecliste salt çoğunluğu sağlayamadığı parlamento seçimleri ile gündeme geldi. Genel seçimlerin 19 Haziran’da yasama için düzenlenen ikinci turunda hükümet, 30 yıldan bu yana ilk kez meclisteki salt çoğunluğu elde edememiş oldu. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ittifakla seçime girmesine rağmen Ulusal Meclis’te yaşadığı ‘başarısızlığın’ ardından Başbakan Elisabeth Borne’un başında olduğu hükümetin meşruiyeti de tartışma konusu oldu.

Kendisi için ‘zorlu günler beklendiği’ yorumları yapılan Macron’un vaatlerini yerine getirebilmesi için, genel seçimlerde mecliste salt çoğunluğu sağlayabilmesi ve hükümeti kurabilmesi büyük önem taşıyordu.

Macron’un 3 bakanının kabineden ayrılması bekleniyor

Macron’un liderliğindeki Cumhuriyet Yürüyüşü (LREM), Horizons (Ufuklar) ve Demokrasi Hareketi (MoDem) partilerinden oluşan Ensemble (Birlikte) ittifakının mecliste salt çoğunluk için gereken 289 sandalyeyi kazanamayarak 577 sandalyeli Ulusal Meclis’te 245 sandalyenin sahibi oldu. Ayrıca, Macron’un Ulusal Cephe partisinin lideri Marine Le Pen’e karşı verdiği nisandaki cumhurbaşkanı seçimini kazandıktan sonra kurduğu hükümetteki 3 bakanın bu milletvekili seçimini kaybetmesi nedeniyle kabineden ayrılması bekleniyor.

Le Pen’in partisi Ulusal Cephe, tahminleri bu seçimde de ikiye katladı: ‘Tarihi bir zafer, sismik bir sarsıntı’

Daha önce Fransız halkına ‘NATO’nun askeri kanadından çıkma sözü’ veren ve her seçimde oyunu artırarak güçlenen Le Pen’in partisi ise, parlamento seçimlerinden üçüncü sırada çıktı. Böylece Ulusal Cephe, 20 ila 40 milletvekili çıkaracağı tahmin edilirken anket sonuçlarını bir kez daha şaşırtarak 8 olan toplam sandalye sayısını 89’a yükseltmiş oldu. Le Pen, sandık sonucunu ‘tarihi bir zafer’ ve Fransız siyasetinde ‘sismik bir sarsıntı’ olarak nitelendirdi.

Fransa’daki seçim sonuçlarını ülkenin ve dış politikası çerçevesinde, Moskova RUDN Üniversitesi‘nde çalışmalarını sürdüren siyaset bilimci Onur Sinan Güzaltan Sputnik’e değerlendirdi.

‘Fransa’da sadece merkez sol değil, merkez sağ ve sistem içi siyasetler de çöktü’

Seçim sonuçlarının merkez siyasetlerin çöktüğünü gösterdiğine işaret eden Güzaltan, “İlk sonuç olarak, sadece merkez solun değil, merkez sağ siyasetlerin de sistem içi siyasetlerin de çöktüğünü söyleyebiliriz. Nedenlerine gelince; Fransa, Avrupa Birliği süreciyle beraber özellikle de ABD ile çok yakın siyaset izleyen Macron hükümeti ile milli çıkarlarından çok, Atlantik’in çıkarlarını önceleyen bir yol yürüdü. Bunun tabii hem iç politikada hem dış politikada Fransa için olumsuz sonuçları oldu. İç politikada ekonomik anlamda Fransa çok uzun zamandan beri zor ağır bir krizin içinde. Bunun sonuçlarını da ‘sarı yelekliler’ eylemleriyle gördü. Uzun zamandan beri devam ediyor bu eylemler. Fransa aslında sosyal bir devletti. 1980’lerden itibaren özellikle yine merkez sol bir siyasetçi olan eski Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterrand döneminde başlayan sosyal devletin aşındırılması ve çökertilmesine yönelik siyasetler vardı ve Macron döneminde bu zirve yaptı. Fransız halkı da haliyle buna tepki gösterdi. Dışarıda da Fransa Charles de Gaulle dönemine ait daha milli, daha bağımsız siyasetlerinden vazgeçti ve bunun pek çok alanda olumsuz sonuçları oldu. Bu seçim sonuçları da Fransız halkının, gerek Jean Luc Melenchon’un gerekse Le Pen’in yükselişi, bu etkenlerden doğdu” şeklinde konuştu.

‘Fransa’da sistem kilitlenmiş durumda, Melenchon ve onun başını çektiği koalisyon ile Le Pen çok büyük bir yükselişe geçti’

1986’da yaşanan seçimlere atıfta bulunarak 19 Haziran seçimlerini değerlendiren Güzaltan, “Şu anda Fransa’da sistem kilitlenmiş durumda. Yani iktidarda olan Macron’un partisi ama mecliste çoğunluğu alamadı. Gerek Melenchon ve onun başını çektiği koalisyon, gerek Le Pen’in Ulusal Cephesi çok büyük bir yükselişe geçti ve ilk defa çok uzun zamandan sonra Macron meclisi ele geçiremedi. 1986 da yine buna benzer bir seçim sonucu olmuştu. O dönemde merkez sol Mitterand, merkez sağ Jacques Chirac ile ittifak yapmak zorunda kalmıştı. Fakat şimdi durum daha farklı tabii çünkü Le Pen ve Melenchon’un siyasetleri Macron’dan çok daha farklı” dedi.

‘Meclis feshedilirse, Macron’un oyların yeniden düzenlenecek olan seçimde düşeme riski var’

Fransız basının ‘meclisin feshedilme’ ihtimalini gündeme getirmesiyle ilgili olarak da böyle bir ihtimalin olduğuna dikkat çeken Güzaltan şu ifadeleri kullandı:

“Meclisin feshedilmesi konusunda eğer Macron öyle bir yola giderse, Fransız halkının, ‘iradeye saygı duymayan bir cumhurbaşkanı ve onun partisi’ şeklinde bir tepkisi olacaktır. Bu sefer Macron’a ve Macron’un temsil ettiği siyasi harekete atılan oylar yeniden düzenlenecek olan seçimlerde düşebilir, böyle bir risk var ve bumerang etkisi olabilir. Macron daha çok farklı partilerden temsilcilerle ulusal bir koalisyon hükümeti kurulması seçeneğini zorluyor. Tabii bu konuyla ilgili de iyi tartışmalar sürüyor, açıkçası kuvvetli bir zemin yok. Dolayısıyla Fransa ile alakalı olarak belirsizlik devam ediyor diyebiliriz.”

‘Fransız halkı, Rusya’ya karşı uygulanan yaptırımlara tepki gösterdi’

Macron’un ilk turlarda Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanmasını, kazanılan zaferin verilen kayıplardan sonra anlamsız hale gelmesini ifade eden Pirus zaferine benzeten Güzaltan, parlamento seçimlerinde halkın tepkisinin hangi sebeplerden kaynaklandığını aktardı:

“ABD’nin başını çektiği ‘Rusya karşıtı’ yaptırımları aynı zamanda Avrupa Birliği ülkeleri ve Fransa da uyguladı. ABD’nin Avrupa ülkelerini bu yola sevk etmesiyle yaptırımların bedelini bugün ödüyorlar. Gerek yükselen enflasyon, gerekse hayat pahalılığı ve enerji krizi gibi çok ağır sonuçlara neden olmuş durumda. Bugün Fransız halkı da Macron’nun temsil ettiği siyasi geleneğe gereken çoğunluğun sağlanması için oy vermeyerek aslında bu buna da tepki göstermiş oldu. Çünkü bu yaptırımlar yine Fransa’nın Rusya’ya, Türkiye’ye ya da Asya ülkelerine karşı izlediği politikalar ülkenin milli çıkarlarını yansıtmıyor. Bunlar daha çok ABD ve uluslararası sermaye çevrelerinin çıkarlarını yansıtan siyasetler. Fransız halkı bu attığı oylarla, yaptırımlara ve Fransa’nın Asya ve Avrasya fikrine karşı Macron hükümetinin izlediği olumsuz politikaları onaylamadığını göstermiş oldu.”